Kayıt ol
Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

İnsanlığın en büyük utancı !

İnsanlık tarihinin kara lekesi !

Tarihin kara gecesi !

Hocalı Katliamı !

 

Dağlık (Yukarı) Karabağ, Azerbaycan, Ermenistan ve İran arasında önemli bir geçit noktasında bulunan yerleşim yeridir. Coğrafi konumu ve stratejik önemi dolayısıyla, bölgedeki güçlerin ele geçirmek için tarihin hemen her safhasında sürekli mücadele verdiği, savaşlar yaptığı bir bölge olmuştur. Elde edilmesi veya elde tutulması uğruna savaşların yaşandığı Dağlık Karabağ’da verilen mücadele, Ermeni nüfusunun bölgeye yerleştirilmesi şekline dönüşmüştür. Rusların desteğini almayı başaran Ermeniler, adım adım bölgeye hâkim olmaya ve Dağlık Karabağ üzerinde hak iddia etmeye başlamıştır. 20. yüzyılın başlarından itibaren bölgede yaşayan Azerbaycan Türkleri’nin anavatanlarından sürgün edilmesi şeklini almıştır. 19. yüzyılın sonlarında, Anadolu’da başlayan Ermeni terör olayları, 20. yüzyılın başlarında Kafkasya’da da etkili olmuştur. 1905 Rus ihtilali sonrasında, Ermeniler, Kafkasya bölgesinde tek hâkim unsur olarak bağımsız bir Ermeni Devleti kurmak amacıyla Türklere karşı silahlı mücadele başlatmışlardır. Bakü’den sonra Türklere karşı en büyük saldırı ise Karabağ ve Şuşa’da olmuştur. 1905-1907 yılları arasında Erivan ve Gence’ye bağlı 200 köy Şuşa Zengezur, Cebrail bölgelerinde çok sayıda köy Ermeniler tarafından yakılmıştır.

18 Mart 1918’de ateşli silahlarla donanmış binlerce kişiden oluşan Ermeni çeteleri, Bakü’de Müslüman mahallelerine saldırarak yaklaşık 11 bin Müslümanı öldürmüşlerdir. Kadınlara tecavüz edilmiş, göğüsleri kesilmek suretiyle çok ağır işkenceler yapılmıştır. Çocuklar, süngülerin uçlarına takılarak öldürülmüşlerdir. Mahalleleri, devlet binaları, oteller, gazeteler ateşe verilmiştir.

1918-1920 yılları arasında, gerek Azerbaycan ve gerekse Ermenistan sınırları içerisinde Ermeni saldırılarına maruz kalan yüz binlerce Müslüman yüzyıllardır yaşadıkları yurtlarını terk etmişlerdir. Göç sırasında da, Ermeniler saldırmışlar, Gümrü yakınlarında kadın ve çocuklardan oluşan 3 bin kişilik göç kafilesi Ermenilerce katledilmişlerdir.

1918’de Ermeni saldırılarında on dört kişilik bir ailenin katledilmesi ve insanların göğüsleri, burunları ve kulaklarının kesilmesi, kadınlara insanlık dışı vahşetin uygulandığına dair Ermeni olayları hakkında Fevkalâde Soruşturma Kurulu’nun raporlarında yer almıştır. Yine Ermenilerce esir alınıp zorla Erivan’a götürülen Müslüman kadın ve kızların çirkin ve küçük düşürücü hakaretlere uğradıklarına dair belgeler vardır.

1988 depreminden sonra Ermenistan’a Batı’dan, Fransa’dan, ve Amerikan Ermeni lobisi tarafından insani yardım kisvesi altında silah desteği verilmiştir.

18 Kasım 1987’de Fransa’da ,Gorbaçov’un baş ekonomik danışmanı olan Aganbekyan’ın “Dağlık Karabağ Ermenilerindir ve bu topraklar Ermenistan’a katılmalıdır” açıklaması olmuş,bu da bölgede sürtüşmelere sebep olmuştur.

1990 yılı boyunca Ermeniler, birtakım eylem faaliyetlerde bulunurlar, ardından saldırılarını doğrudan Azerbaycan Türklerine yöneltirler; otobüs baskınlarından, yolların kesilmesine kadar her tür teröre başvururlar. Bu dönemde yaşananlar savaşı kaçınılmaz hale getirmiştir. Ermeni devleti ise terörizmi bir devlet politikası haline getirmiş ve bu amaçla birçok terörist teşkilat kurulmuş, her yönüyle desteklenmiştir. Rus askerleri tarafından da desteklenen Ermeniler, Dağlık Karabağ’ın Türk köylerini işgal etmeye başlamıştır.

HOCALI KATLİAMI ;

Karabağ savaşı sırasında Ermenistan’a bağlı kuvvetlerin 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşayan  Azerbaycanlı  sivillerin katledildiği olaydır.

26 Şubat 1992 günü yaşanan bu insanlık dışı mezalimin emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996’da Ermenistan Başbakanı oldu.
Karabağ’da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna, ’Hocalı Katliamı’nın baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.

 

Hocalı, 936 kilometrekarelik alana sahip, 2 bin 605 ailenin, 11 bin 356 kişinin yaşadığı kasabadır. Aralık 1991’de Karabağ’ın başkenti olarak kabul edilen Hankendi şehrini işgal eden 366. Motorize Piyade Alayı’nın desteğindeki Ermeni güçleri daha sonra Hocalı’yı hedef aldı. Karabağ Savaşında Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Markar Melkonyan’ın aktardığına göre kardeşi Monte Melkonyan, katliamın Ermeni güçler tarafından yapılan bir intikam olduğunu açıklamıştır.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin resmî açıklamasına göre saldırıda 106’sı kadın, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycanlı hayatını kaybetmiş, 487 kişi ağır yaralanmış, 1275 kişi  rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği görülmüştür.

                                          

 

Katliamda eşini kaybeden ve esaret hayatı yaşayan Valeh Hüseynov,

Çok sayıda masum insan, Ermeniler tarafından vahşice katledildi, olaydan 5 ay önce evlendiğim eşim de kurşun yarası alarak şehit oldu. Ben gitar çalıyordum, bunu öğrenince önce parmaklarımı kırdılar sonra tırnaklarımı çektiler. Daha sonra elimi sıcak sobaya basarak yaktılar. 27 gün cehennem hayatı yaşadım fakat ölmedim. Ağdam bölgesinin komutanlarından Allahverdi Bağırov’un yardımı sayesinde esirlikten kurtuldum. Beni 3 Ermeni esirle değiştiler. Benimle değiştirilen Ermeniler, çok iyi durumdaydı. Ben ise yara bere içerisinde, ayakta duramıyordum”

 

Azerbaycan Televizyonu Muhabiri Cengiz Mustafayev

“İlk kez 28 Şubat’ta iki askeri helikopter eşliğinde olay mahalline gittik. Havadan, büyük bir alanın insan cesetleriyle dolu olduğunu gördük. Pilotlar helikopteri indirmeye korkuyordu, çünkü o bölge Ermenilerin kontrolü altındaydı. Buna rağmen yere indik ve helikopterden çıktık, o sırada bize ateş edildi. Bizimle beraber gelen polis memurlarının, cesetleri yakınlarına teslim etmek üzere helikoptere almaları gerekiyordu. Ama onlar topu topu 4 ceset alabildi, geri kalanlarını almak mümkün olmadı. Gördüğümüz dehşetli manzara karşısında şok geçiriyorduk. “Soykırımın nişaneleri olarak ilk defa iki helikopter, 28 Şubat’ta gelmiştir. Daha gökyüzünde iken 500 metrelik bir alanın insan cesetleriyle dolduğunun şahidi olduk. Helikopterden indiğimiz gibi Ermeniler ateş etmeye başladı. Ancak dört ceset helikoptere alabildik. Gördüğümüz manzara çoğumuzun aklını başından almıştı. Kendimize gelemiyorduk. 2 Mart tarihinde yabancı gazetecilerle tekrar aynı yere gelince de, aynı vaziyetle karşılaştık. Cesetlerin çoğu daha iğrenç bir şekil almıştı. Cellâtların, bu süre içinde her gün vahşiliklerini devam ettirmekten zevk aldıkları görülmektedir.”

                                                                               

 

Katliam yerini gören Karabağ’daki Milliyet gazetesinin muhabiri Rehber Beşiroğlu,

“Tüm dünyanın seyrettiği vahşi katliamı yaşadım. Gözü dönmüş Ermeni çeteleri Karabağ’daki Azerbaycan Türk’ü köylerini birer birer ele geçirirken, tarihte eşine az rastlanır bir soykırıma giriştiler. Delik deşik edilmiş, tanklar altında ezilmiş bebekler, kadınlar yaşlılar gördüm. Hocalı’da Gülsüm Hüseyin’in 3 yaşındaki kızı Nurinç’i, annesinin gözlerinin önünde süngüleyerek öldürdüler. Hemen yanında 4 yaşındaki bir başka bebe daha süngülenmiş yatıyor. Bir genç anneyi, bebeğini emzirirken öldürüp göğsünü kestiler. Bebek, kesik memeden bir süre kan emdi, sonra da öldü.”

“Hocalı soykırımının bir hafta öncesinde, Azerbaycan’ın tüm yetkilileri, dünyanın orada olan büyükelçilerine, Ermeniler tarafından böyle bir katliam hazırlığı yapıldığını ve uygulanacağını bildirdiler; ama kimse umursamadı. Mesela, Hocalı, Azerbaycan’ın yönetimi altında olduğu halde, yardıma gitmek isteyen bir kişiyi dahi oraya sokmadılar. Bunu yapanlar, Ermeni olsa da yetki Ruslarda idi. Rusların orada özel yetkili bir askerî üssü vardı; 366. Tank Alayı. Ben hep söylerim, bu katliamı Ermeniler, Rusların aracılığıyla yaptı; Ruslar yönettiler, belgelerde de görülebilir, orada savaşan Ruslar, Ermenilerden fazlaydı.

                                

 

Fransız gazetelerinden bir tek Liberation, 3 Mart 1992’de katliamla ilgili objektif bir haber yayınlanmıştır. Le Figaro ve diğerlerinde sessizlik sürmüştür. İngiliz gazetesi, Guardian, basında süren bu sessizliği şiddetle eleştirmiş ve Karabağ katliam haberlerinin, fotoğraflarının ve televizyon çekimlerinin dünyaya yayıldığını bildirmiştir. Bunların kamuoyuna yansıtılmadığını ve “tutukluluk” devam ettiğini vurgulamıştır. İngiliz gazetelerinden London Times, bu konuda objektif yayınını başından itibaren devam ettirmiştir.41 Alman gazeteleri ise, bu konuda önyargılı davranmışlardır. Karabağ’dan gelen katliam haberlerine bir ölçüde yer verilmiştir; fakat onların bölgede muhabirlerinin olmadığı ve ancak ajanslardan gelen bilgilerin özeti ile yetinmişlerdir. Alman gazetelerinin bu katliama pek ilgi göstermediği ve hatta Die Welt gazetesi haberinde, Azerbaycan’ı, savaşı bilinçli olarak büyütmekle suçlamıştır. İngiliz basınında, bölgeye Moskova’dan gönderilen muhabirler, Independent ve Daily Telegraph gazetelerinde yayınlanan haberlerinde, katliamın var olduğunu doğrulamışlardır.42 İtalyan basını ise, Ermeni katliamını, “Tarihte görülmemiş vahşet” olarak nitelendirerek veryansın etmiştir. İtalya’da ülkenin en çok satan Corriere della Sera, gazetesi, Ermeni milislerin Karabağ’da yaptıkları katliama ilişkin yazısında, Ermenilerin kadın, erkek, çocuk demeden bütün köy halkını katlettiğini, tarihin hiçbir döneminde görülmeyen bir vahşet yarattıklarını belirtmiştir. “Karabağ Vahşet Tepeleri”, başlıklı haberde, Hocalı köyü halkının katledildiğini belirterek olayın korkunçluğuna dikkat çekilmektedir. Hocalı’da, Ermenilerin katliam sonucu kırılmış kafataslarına, yakından açılmış ateş sonucu parçalanmış vücutlara, yüzülmüş kafa derilerine rastlanıldığı halkın panik ve korku içinde olduğu belirtilmektedir.

Amerikalı gazeteci Thomas Goltz: “Fotoğrafçı arkadaşım öylesine etkilenmişti ki fotoğraf çekebilmesi için kendisini objelerin üzerine doğru itmem gerekiyordu. Cesetler, mezarlar, evet bunları kaldıracak mide lazımdı. Ama olanları anlatmak, dünyaya duyurmak gerekiyordu.

Fransız gazeteci Jean-Yves Junet, gördüğü katliamının boyutlarını şu cümlelerle anlatıyordu: “Biz Hocalı katliamına şahit olduk. Yüzlerce ceset gördük. Bunların içinde kadınlar, yaşlılar, çocuklar ve kenti savunanlar vardı. Ben savaş hakkında çok şey duymuştum. Alman Nazilerinin gaddarlığını okudum, ancak Ermeniler masum halkı ve 5-6 yaşındaki çocukları öldürmekle vahşilikte onları bile geride bırakmışlardı. Biz hastanede, vagonlarda, hatta anaokullarında ve sınıflarda çok sayıda yaralı gördük. Hocalı’daki gibi bir vahşete dilerim kimse tanık olmaz.

BBC TV’sinin 3 Mart 1992 günkü bülteninde, Azerilere göre, Hocalı’da bin dolayında sivilin yakın mesafeden ateş açılarak öldürüldüğünü belirtirken, öldürülen sivillerin görüntülerini de ekrana getirmiştir. BBC’nin haberinde, Ermenilerin, katliamı inkâr etmedikleri ve sadece öldürülen sivillerin sayısını düşürdüklerini kaydedilmiştir. BBC TV’nin bölgedeki muhabirinin yorumu, “Artık Ermenilerin de kendi yaptıkları bir katliamı var.

Financial Times gazetesi (Londra), 14 Mart 1992: “General Polyakov, 366 numaralı alayın 103 Ermeni askerinin Dağlık Karabağ’da kaldığını bildirmiştir. Ermeniler, Hocalı’dan sonra Ağdam’a da yoğun bir saldırıya geçtiler. Ermenilere destek veren Rus askerleri, tanklarla Azerilerin üzerine saldırdılar. Öldürdükleri Azerilerin cesetlerini bile para karşılığı veren Ermeniler gördüm.

                                                                                                 

 

Binbaşı Leonid Kravets şöyle yazmaktadır (İzvestiya gazetesi, 13 Mart 1992-Moskova):

“26 Şubat tarihinde olağan uçuş sırasında yerde kırmızı lekeler dikkatimi çekti. Hızı azalttım, o sırada uçuş teknisyeni, ‘Yerde çocuklar ve kadınlar var’ diye bağırdı. Ben de 200 kadar cesedi bizzat görüyordum. Cesetlerin arasında ellerinde silah olan adamlar dolaşıyordu. Daha sonra cesetleri almak için helikopterle aynı yere gittik. Aslen Hocalı’dan polis yüzbaşı da bizimle beraberdi. Cesetlerin arasında dört yaşındaki oğlunu kafası ezilmiş olarak görünce aklını oynattı.

          

ABD Kongre üyesi Den Barton

“Çocukların kulakları kesilmiş, yaşlı kadının suratının sol tarafının derisi soyulmuş, erkeklerin kafası delinmiştir. Ermeni silahlı kuvvetleri, Hocalı’da yaptıklarını savaşın sonuna kadar kendileri için bir taktik adım olarak belirlemişlerdi.

 

72 yaşında Hüseyin İbrahimoğlu şöyle anlatır:

“Hocalı kasabasında bizim Türk köyünü iki saat içinde göğe savurdular. Çocukları, bebekleri, vahşice öldürürken dediler: Siz Türk’sünüz, ölmelisiniz…”

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi üyeleri Arnavutluk, Azerbaycan, Birleşik Krallık ve Türkiye’nin yanında, Bulgaristan, Lüksemburg, Makedonya, Norveç tarafından yayımlanan 324 nolu Avrupa Konseyi Bildirgesi’nde; “Ermeniler tüm Hocalıları katlettiler ve tüm şehri harap ettiler” ifadesi geçmiştir.

 

 

 

Hocalı katliamında yaşanan bir sahne şu diyaloglarla dünyayı şok etti:  “Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars’ta, Ağrı’da, Van’da Erzurum’da da ataları oynamıştı. Onlardan duymuşlardı. Karnı burnunda çaresiz bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı… Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı:
-Akçik, manç?.. (Kız mı, oğlan mı?)
-Akçik… (Kız)

Bu cevap üzerine ’oğlan’ diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı. Kan bürülü gözleri
bebeğin kasıklarına kilitlendi.
-Tun şahetsar, ınger… (Sen kazandın, yoldaş)
-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes
bidigişdana… (Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)
-Mayrigı bedge gişdatsine. (Annesi besleyecek elbette)
Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni milis, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin  göğsüne yapıştırdı:
-Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuğa meme ver)

 

Kesik başla futbol maçı
Aynı dakikalarda Hocalı’nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi. Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:
-Asixn ma/, çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek… (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın…) Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa, başı da orta yere düşmüştü… Ermeniler zafer naraları atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.

 

 

 

 

DÜNYANIN SESSİZ KALDIĞI VAHŞETTİR HOCALI KATLİAMI  !

ERMENİNİN İNSANLIKTAN ÇIKTIĞI GECEDİR HOCALI KATLİAMI !

TÜRK’E DUYULAN KİN’İN ADIDIR HOCALI KATLİAMI !

 

 

 

İzzet Oben ÇÜRÜK

Devam Edecek ………………….

Please follow and like us:
error

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.