Kayıt ol
Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

1889 ile 1909 yılları arasındaki yirmi yılda insanca -huzurlu ve refah içerisinde yaşama imkanı verilen, ancak emperyalist güçlerin ekmeğine yağ süren Ermeniler tarafından  yaklaşık kırk adet  isyan ve terörist faaliyet ortaya çıkmıştır.

Musa Bey Vakası (Ağustos 1889) 

Erzurum Ayaklanması (20 Haziran 1890) 

 

Kumkapı Gösterileri (15 Temmuz 1890),Merzifon, Kayseri, Yozgat Gösterileri (1892- 1893),Birinci Sasun Ayaklanması (Ağustos 1894),Zeytun (Süleymanlı) Ayaklanması (1–6 Eylül 1895),Divriği (Sivas) Ayaklanması (29 Eylül 1895), · Babıali Baskını (30 Eylül 1895), · Trabzon Ayaklanması (2 Ekim 1895), · Eğin (Mamuratü’l Aziz) Ayaklanması (6 Ekim 1895)

Develi (Kayseri) Ayaklanması (9 Ekim 1895) · Akhisar (İzmit) Ayaklanması (9 Ekim 1895), · Erzincan (Erzurum) Ayaklanması (21 Ekim 1895), · Gümüşhane (Trabzon) Ayaklanması (25 Ekim 1895), · Bitlis Ayaklanması (25 Ekim 1895), · Bayburt (Erzurum) Ayaklanması (26 Ekim 1895), · Maraş (Halep) Ayaklanması (27 Ekim 1895), · Urfa (Halep) Ayaklanması (29 Ekim 1895), · Erzurum Ayaklanması (30 Ekim 1895), · Diyarbakır Ayaklanması (2 Kasım 1895),

Siverek (Diyarbakır) Ayaklanması (2 Kasım 1895), · Malatya (Mamuratü’l- Aziz) Ayaklanması (4 Kasım 1895), · Harput (Mamuratü’l- Aziz) Ayaklanması (7 Kasım 1895), · Arapkir (Mamuratü’l- Aziz) Ayaklanması (9 Kasım 1895), · Sivas İsyanı (15 Kasım 1895), · Merzifon (Sivas) Ayaklanması (15 Kasım 1895) · Ayintab (Halep) Ayaklanması (16 Kasım 1895), · Maraş (Halep) Ayaklanması (18 Kasım 1895), · Muş (Bitlis) Ayaklanması (22 Kasım 1895), · Kayseri (Ankara) Ayaklanması (3 Aralık 1895), · Yozgat (Ankara) Ayaklanması (3 Aralık 1895), · Zeytun Ayaklanması (1895–1896),İkinci Sasun Ayaklanması (July 1897)

Birinci Van Ayaklanması (2 Haziran 1896), 

 

Osmanlı Bankası Baskını (14 Haziran 1896 – (Osmanlı Bankası Baskını, bütünü ile Taşnak Komitesinin eseridir. 26 Ağustos günü yapılan baskının nasıl gerçekleştiğini Esat Uras, Varantyan’ın Ermenice ‘Taşnaksutyun Tarihi’nden şöyle nakletmektedir: “… Bombalar şaşılacak sonuç veriyordu, dokunduğunu derhal öldürmüyor, fakat etlerini parçalıyor, azap, ızdırap içinde kıvrandırıyordu. Garo ile beraber Müdürün odasına gidip, şartlarımızı yazdırdık. Devletler tarafından isteklerimizin yerine getirilmesini, bu çarpışmaya katılmış olanların serbest bırakılmasını, aksi takdirde Bankayı kendimizle birlikte havaya uçuracağımızı bildirdik…” Banka baskını bitmiş, ancak Ermenilerin o gün asker, polis ve halk üzerine boşalttıkları bomba ve kurşunlar, İstanbul Müslüman ahalisini ayağa kaldırmıştır. İstanbul’daki karışıklık birkaç gün sürmüştür. Bu süre zarfında Ermeniler de saldırılarını devam ettirmişlerdir. )

Abdülhamid’e Suikast Girişimi (21 Temmuz 1905), Ermeni terör örgütleri bir çok faaliyette bulundular fakat amaçladıkları şekilde bağımsız bir Ermenistan kuramadılar. Bu yolda kendilerine engel olan unsur olarak Sultan II. Abdülhamid’i hedef aldılar. Sultanın öldürülmesiyle önlerindeki engelin de ortadan kalkacağına inandılar. En üstteki devlet başkanını eğer ortadan kaldırabilseler bir kaos ortamı doğacaktı ve o ortamdan faydalanmak suretiyle hedeflerine ulaşacaklardı.

Adana Ayaklanması (14 Nisan 1909) Adana’da günlerce süren Ermeni tahrikinin ardından Ermeniler iki Müslüman gencini öldürüp, katili teslim etmemekte ısrar edince hadiseler çığ gibi büyümüş ve yayılmış, Müslümanlarla Ermeniler 3 gün boyunca fiilen sokak sokak çarpışmışlardır. Hükümet derhal Dedeağaç’tan Adana’ya asker sevk etmiş, askerlerin gelmesi üzerine olaylar yeniden alevlenmiş fakat bu kez çabuk bastırılmıştır. Cemal Paşa anılarında, Adana olayında 17.000 Ermeni ve 1.850 Müslüman öldüğünü, eğer şehrin nüfus oranı Ermenilerin lehine olsaydı, bu adetlerin tersine döneceğini, olaylar sırasında tarafların davranışlarının diğerinden farklı olmadığını yazmaktadır. Patrikhane kendi yaptırdığı araştırma ile 21.300 ölü rakamına varmıştır. Adana’da olaydan sonra sıkıyönetim ilan edilmiş, Müslüman ve Ermeni suçlular Divan-ı Harp’e sevk edilmişlerdir. 1909,

 

İlk olarak Osmanlı Ermenileri Osmanlı İmparatorluğu’nda gerilla örgütleri kurarak Ermeni köylerinin talan edilmesini önlemek amacıyla birlik oluştursalar da bu güçlerin çoğu Ermeni ulusal hareketinin üyesi olarak hizmet etmişlerdir.

İsyanların bastırılması, dünya kamuoyuna “Müslümanlar Hristiyanları katlediyor” mesajıyla yansıtılmış ve Ermeni sorunu giderek daha geniş çapta bir uluslararası sorun niteliğine büründürülmüştür.

Nitekim, döneme ait İngiliz ve Rus diplomatik temsilciliklerinin raporları, Ermeni ihtilalcilerin hedefinin karışıklıklar çıkararak Osmanlılar’ın karşılık vermesini ve böylece yabancı ülkelerin duruma müdahalesini sağlamak olduğunu kaydetmektedir ve büyük devletlerin diplomatik ve konsolosluk temsilcilikleri Anadolu’nun her köşesine dağılmış Hristiyan misyonerler ile birlikte Ermeni propagandasının Batı kamuoyuna iletilmesinde ve benimsetilmesinde büyük rol oynamışlardır.

1896 yılında Amerika’dan 7, İngiltere’den 4 ayrı Kiliseye bağlı misyonerler Osmanlı topraklarına dağılmışlardır. Sadece Amerikalı olarak 176 misyoner ve bunların yanında 869 mahalli yardımcı çalışmaktadır. Misyoner faaliyetleri, Ermeni isyanlarını açıkça desteklemese bile, isyanın zemininin hazırlanmasında önemli rol oynamıştır. İsyanlara takaddüm eden dönemlerde ve isyanlardan sonra vilayetlerden gelen raporlarda misyoner faaliyeti geniş şekilde yer almıştır.

Ermeniler, Türk halkına en büyük zararı, Birinci Dünya Savaşı sırasında giriştikleri katliamlarla vermişlerdir. Bu dönemde Ermeniler; Ruslar hesabına casusluk yapmış, seferberlik gereği yapılan askere alma çağrısına uymaksızın askerden kaçmış, askere gelip silah altına alınanlar ise silahları ile birlikte Rus ordusu saflarına geçerek, “vatana ihanet” suçunu topluca işlemişlerdir.

Daha seferberliğin başlangıcında, Türk birliklerine karşı saldırıya geçen Ermeni çeteleri, büyük katliamlara girişmiş, Türk köylerine baskınlar düzenlemek suretiyle sivil halka büyük zararlar vermişlerdir. Ermeni Devrimci Örgütleri, Rus Ordusu içinde gönüllü asker olarak yer alarak bir Ermeni devleti kurulması yolunda Rusların desteğini alacaklarını düşünmekteydiler. Fakat Türklerin Çanakkale Cephesi’nde İngiliz ve Fransızlarla savaş halinde olduğu bir zamanda Ermenilerin kalkıştıkları bu hareket Osmanlı’ya karşı açık bir kışkırtmaydı. Bir felaketin oluşmasına mani olmak isteyen duyarlı Ermeniler bunun korkunç bir hata olduğunu söylediklerinde Taşnaklar tarafından hedef seçiliyor ve öldürülüyorlardı.

 

 

İzzet Oben ÇÜRÜK

 

Devam edecek….

Please follow and like us:
error

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.